İçgörü
Hayatımızda kaliteye nasıl yer açıyoruz?
Kalite düşüncesini günlük hayata taşıyor: hatalardan öğrenmek ve küçük değişikliklerle yaşamımıza özen göstermek.
Ezel Abacı5 dk okuma
Bir günün sonunda kendimize “Bugün nasıl geçti?” diye sorduğumuzda, cevabımız çoğu zaman yaptığımız işlerin sayısına bağlı olur. Yetiştirdiklerimizi düşünür, yarım kalanları hatırlar, ertesi güne yeni görevler ekleriz. Peki tamamladığımız işler, yaşamak istediğimiz hayata ne kadar hizmet etti? Günün içinde kendimize ve başkalarına nasıl davrandık? Aynı güçlükle yeniden karşılaştığımızda farklı bir şey yapabildik mi?
Hayatımızın kalitesi biraz da bu soruların içinde şekillenir. Yalnızca işler yolunda gittiğinde hissettiğimiz memnuniyette değil, bir şey ters gittiğinde ona nasıl yaklaştığımızda da görünür.
Bizim için iyi bir hayat ne demek?
Kaliteyi günlük yaşamımızda düşünmeye başlamadan önce, neyi önemsediğimizi anlamamız gerekir. Bir insan için iyi geçen gün, çok iş tamamladığı gündür. Bir başkası için ailesiyle acele etmeden yemek yiyebildiği, dinlenebildiği veya uzun zamandır ertelediği bir konuşmayı yapabildiği gün olabilir.
Bunlar birbirini dışlayan ihtiyaçlar değildir. Ancak kendi beklentilerimizi fark etmediğimizde, başkalarının ölçülerine göre başarılı görünen bir hayatın içinde yorulabiliriz.
Her şeye yetişmek isterken sağlığımızı ihmal ediyor, düzenli görünmek uğruna evdeki insanlarla sürekli tartışıyor veya kimseyi kırmamak için kendi sınırlarımızı aşıyorsak, durup neyi korumaya çalıştığımızı düşünmeliyiz. İyi bir hayatın ölçüsü, yalnızca dışarıdan nasıl göründüğüyle belirlenemez.
Bir hata olduğunda kendimize ne söylüyoruz?
Unuttuğumuz bir randevu, yanlış anlaşılan bir mesaj, aceleyle verdiğimiz bir karar… Böyle anlarda kendimize kolayca “Ben zaten hep böyleyim” diyebiliriz. Tek bir davranıştan yola çıkıp kendimiz hakkında kalıcı bir hüküm veririz.
Oysa “Dikkatsizim” demekle “Bu bilgiyi neden kaçırdım?” diye sormak farklı yerlere götürür. İlki bizi bir etiketin içinde bırakabilir. İkincisi, değiştirebileceğimiz bir koşulu aramamızı sağlar.
O gün çok fazla işle mi ilgileniyorduk? Bilgiyi kaydetmemiş miydik? Yapabileceğimizden fazla sorumluluk mu üstlenmiştik? Karşımızdaki kişiyi dinlemek yerine vereceğimiz cevabı mı düşünüyorduk?
Bu sorular hatayı önemsizleştirmez. Sorumluluğumuzu daha açık görmemize yardımcı olur. Kendimizi suçlamak bazen güçlü bir tepki gibi görünür; ancak neyi değiştireceğimizi göstermediğinde aynı yerde kalırız.
Düzeltmek ile Öğrenmek Arasındaki Fark
Bir hatanın sonucunu gidermek gereklidir. Kırdığımız birinden özür dileriz, yanlış gönderdiğimiz bilgiyi düzeltiriz, geciktiğimiz işi tamamlarız. Fakat sonuç düzeldiğinde, hatayı doğuran alışkanlık kendiliğinden değişmez.
Örneğin bir randevuya geç kaldığımızda özür dilemek ilişki açısından önemlidir. Ama her seferinde yol süresini eksik hesaplıyorsak, yalnızca özür dilemek bir sonraki gecikmeyi önlemeyebilir. Hazırlanma süremizi, yola çıkış saatimizi veya o günün planını yeniden düşünmemiz gerekir.
Öğrenmek, yaşanan olayın ardından kendimize verdiğimiz sözden fazlasıdır. “Bir daha yapmayacağım” yerine “Bir dahaki sefer neyi farklı yapacağım?” sorusuna cevap verebilmektir.
Tekrarlanan Güçlüklerin Söyledikleri
Bazı sorunlar hayatımızda farklı biçimlerde tekrar eder. Sürekli son dakikaya kalırız. Aynı konuda tartışırız. İhtiyacımız olmayan şeyleri satın alırız. Dinlenmek için ayırdığımız zamanı başka işlerle doldururuz.
Her seferinde olayın kendisine odaklanırsak, aralarındaki ortaklığı göremeyebiliriz. Oysa tekrar, bize bir alışkanlık veya beklenti hakkında bilgi verebilir.
Sürekli yetişememek, yeterince hızlı olmadığımızı değil, günümüze gerçekçi olmayan miktarda iş koyduğumuzu gösterebilir. Aynı tartışmanın yeniden yaşanması, insanların birbirini önemsemediği anlamına gelmeyebilir; beklentiler açık konuşulmamış olabilir. Gereksiz alışverişler ise bazen ihtiyacı karşılamaktan çok, kısa süreli bir rahatlama arayışıyla ilgili olabilir.
Bu ihtimallerin hiçbiri her durum için geçerli değildir. Önemli olan, ilk açıklamamızı tek açıklama olarak kabul etmemektir.
Küçük Değişikliklerin Etkisi
Hayatımızda bir şeyleri düzeltmek istediğimizde büyük kararlar almaya yatkın olabiliriz. Yeni bir düzen kuracak, bütün alışkanlıklarımızı değiştirecek ve artık hiçbir şeyi ertelemeyeceğizdir. Ancak gündelik hayatın koşullarıyla karşılaşınca bu kararları sürdürmek zorlaşabilir.
Daha sınırlı bir değişiklik, neyin işe yaradığını görmemizi kolaylaştırır. Her sabah acele ediyorsak, ertesi gün için gerekenleri akşamdan hazırlamayı deneyebiliriz. Bir bilgiyi sık unutuyorsak, onu dağınık notlar yerine tek bir yerde tutabiliriz. Konuşmalarımız sürekli yanlış anlaşılıyorsa, cevap vermeden önce duyduğumuzu kendi sözlerimizle ifade edebiliriz.
Bunlar küçük adımlardır. Fakat aynı güçlüğün tekrarını azaltıyorlarsa, hayatımızda gerçek bir karşılık bulurlar.
Değişikliğin değeri, ne kadar iddialı olduğundan çok neyi kolaylaştırdığıyla anlaşılır.
Daha iyiye gitmek, kendimizi sürekli zorlamak mı?
Sürekli gelişme düşüncesi, her gün daha fazla iş yapma veya kendimizden hiç memnun olmama baskısına dönüşebilir. Oysa hayatımızı iyileştirmek için bazen bir şey eklemek değil, bir yükü azaltmak gerekir.
Yerine getiremeyeceğimiz bir sorumluluğu kabul etmemek, yardım istemek, bir işi paylaşmak veya dinlenme ihtiyacımızı ertelememek de değişimin parçası olabilir.
Her güçlüğü daha disiplinli olarak çözemeyiz. Koşullarımızın, sağlığımızın, maddi imkânlarımızın ve çevremizdeki insanların da hayatımız üzerinde etkisi vardır. Kendi payımızı görmek kadar, tek başımıza değiştiremeyeceğimiz şeyleri tanımak da önemlidir.
İyileşme, insanın kendisine karşı daha sert olmasıyla ölçülmemelidir. Daha gerçekçi beklentiler kurabilmek ve ihtiyaçlarını daha açık fark edebilmek de ilerlemedir.
Değişikliğin Sonucuna Bakmak
Yeni bir alışkanlık denediğimizde, yalnızca uygulayıp uygulamadığımıza bakmak yeterli olmayabilir. Hayatımızda neyi değiştirdiğini de gözlemlemeliyiz.
Daha ayrıntılı bir günlük plan hazırladık diyelim. Bu plan belirsizliği azalttı mı, yoksa her gecikmede kendimizi başarısız hissetmemize mi neden oldu? Evde yeni bir düzen kurduk. Aradığımızı bulmak kolaylaştı mı, yoksa düzeni korumak başka bir yüke mi dönüştü?
Bir yöntemin başkasına iyi gelmesi, bize de aynı şekilde yarayacağını göstermez. İşe yaramadığında kendimizi suçlamak yerine yöntemi değiştirebiliriz.
Gözlemlemek, denemek ve yeniden düzenlemek; hayatımıza uygun olanı bulmanın bir yoludur.
Kalitenin İlişkilerdeki Karşılığı
Hayatımızın kalitesi yalnızca kendi işlerimizi nasıl yürüttüğümüzle ilgili değildir. Başkalarının zamanına, emeğine ve duygularına nasıl yaklaştığımız da bu bütünün içindedir.
Verdiğimiz sözü tutmak, bir gecikmeyi haber vermek, yanlış anladığımızı kabul etmek veya karşımızdaki kişinin ihtiyacını sormak küçük davranışlar gibi görünebilir. Ancak ilişkilerde güven, çoğu zaman bu davranışların tekrarıyla oluşur.
Bir özrün ardından davranışın değişmesi, söylenen sözün karşılığını görünür kılar. Bir tartışmadan sonra aynı incitici cümleleri kullanmamaya çalışmak, öğrendiklerimizi ilişkiye taşımaktır.
Kalite burada kusursuz davranmak anlamına gelmez. Davranışımızın başkaları üzerindeki etkisiyle ilgilenmek ve gerektiğinde onu değiştirebilmektir.
Hayata Yeniden Bakabilmek
Hatalarımızdan ders çıkarmak, geçmişi sürekli önümüzde tutmak değildir. Yaşadığımız bir olaydan, bundan sonra bize yardımcı olabilecek bir bilgi çıkarabilmektir.
Her gün uzun değerlendirmeler yapmamız da gerekmez. Bazen birkaç soru yeterlidir: Bugün ne iyi geldi? Nerede zorlandım? Benzer bir durumda neyi farklı yapabilirim? Neyi olduğu gibi korumak istiyorum?
Son soru da önemlidir. Hayatımızı iyileştirmek yalnızca eksik aramakla gerçekleşmez. İşe yarayan alışkanlıkları, bizi destekleyen ilişkileri ve iyi gelen anları fark etmek de gerekir.
Benim için hayatın içinde kaliteye yer açmak, kusursuz bir düzen kurmaya çalışmaktan çok, yaşadıklarımızla ilgilenmektir. Hatalarımızı görebilmek, sonuçlarını düzeltmek ve öğrendiklerimizi bir sonraki adıma taşıyabilmektir. Bazen bu adım daha iyi bir plan olur; bazen daha açık bir konuşma, bazen de kendimize tanıdığımız bir dinlenme aralığı.
Hayatımız değişirken ihtiyaçlarımız da değişir. Bu yüzden iyi yaşamaya dair cevaplarımızın zaman içinde yeniden şekillenmesine izin vermeliyiz.
Yazıdaki soruları kendi kurumunuz için birlikte ele almak isterseniz kısa bir görüşmeyle başlayalım.